Beynimde milyonlarca defa tekrarlanan kelimeler artık ahengini yitirmiş, uğultuya dönüşmüş durumdalar, acı veriyorlar düşüncelerime.
Odamın terasına çıkıp rüzgarın saçlarımı yalamasına izin verirken bir yandan da her gece olduğu gibi yüklemleri özneleriyle eşleştirmeye çalışıyorum ama hiç bir zaman Josh için olan ?seviyor' yükleminin öznesi ben olamıyorum her ne kadar o benim ?seviyorum' yüklemimin öznesi, nesnesi ve bilimum diğer ögelerinin görevlerini üstlenmiş olsa da.
Terastaki sandalyeye otururken o yüklemin bir gizli öznesi olduğuna karar veriyorum ve gözlerimi kapatıp bu düşüncelerden sıyrılmaya çalışıyorum.
Yıllar oldu onu sevdiğim ama o anlamıyor. Her gün karşılıklı masalarda oturuyor olmamıza rağmen ne kadar da uzağız birbirimize. Ben hakkımızda hep hayaller kurarken, Onu ve beni ?biz' yapmışken o nasıl da kayıtsız böyle her şeye.
Kendini ve beni hiç ?biz' olarak göremiyor.
Bazen kabulleniyorum; biz sadece iş arkadaşıyız, birbirimize asla başka sıfatlar yükleyemeyecek, aynı cümlede hayat bulamayacağız. Biz farklı hikayelerdeki iki karakteriz.
Ben doğum günümde arkadaşça aldığı basit bir kazağa bile ne büyük anlamlar yüklüyorum oysa. Arkadaşça davet etmiş olduğu bir akşam yemeği bile benim için ne kadar değerli ve önemli.
Haksızlık etmemeliyim ama ona. O nasıl benim onu sevdiğimi anlamıyorsa ben de onun beni sevmeyi bile düşünmediğini anlamıyorum.
Diğer Gizem Kayahan Sözleri ve Alıntıları
Sevdiğimiz insan bizim aynadaki yansımamız gibidir, aslında aynımız olmayan ama öyle kabul edebildiğimiz bir yansıma.
Bazen doğru gibi gözükenler, yanlışlar olabiliyor fakat ne yazık ki çok geç oluyor bunu fark ettiğimizde. Öyle geç oluyor ki; hayatımızı versek düzeltemiyoruz.
Tesadüflere inanmam ben, bir şey oluyorsa bir sebebi vardır ve bazı şeyler çoktan yazılmıştır doğduğumuz gün yaşanacaklar listemize.
O benim gerçekleşmesini istediğim en büyük hayalimdi...
O ve ben, biz değiliz. Ben hiç kimseyim, varlığım yok, ben yokum.
Ah keşke katsa beni kendine...
Ah sevgilim... Bitmesin diye, sessizliğe karışıp gitmesin diye dinlemeye kıyamadığım bir melodi gibisin. Ve ben sana ulaşamayacak oluşum gerçeğiyle seni aldatan bir fahişe...
Meğer ne çok gitmişsin benden; nasıl da düğüm düğüm sökülmüş, yokluğun olmuşsun. Şimdi yalnızlığımla aldatıyorum seni.
Genceciğim ve çürüyor hayallerim, düşüncelerim, hislerim... Sağımdan solumdan, çığlık çığlığa oraya buraya koşuşturan anılar fırlıyor. Terkediliyorum kendimce artık. Boşalan zihnimi, Ali'nin oraya buraya çıkartıp bıraktığı acılarla dolduruyorum.
O hayatına devam ediyor... Artık ne eksik, ne fazla...
Boş kalan tenini doldur yokluğumun ihanetiyle, ben kötü yollara düştüm sevgilim. En büyük tabularımı içime çekip kafayı buluyorum...
Ayşe Kulin
Ömer Hayyam
Linda Howard
Doğu Perinçek
İnci Aral
Tom Robbins
Andrey Platonov
Ivan Sergeyeviç Turgenyev
Ursula K. Le Guin
Robin Sharma