Kadınların neden evlendiklerini anlıyorum: Yalnız kalabilmek için.
Bazen elimde bir kitap bir sıraya otururum. Ama rahat bırakmazlar. Ne çok delikanlı vardır burada bilseniz. Laf atarlar. O zaman insana dünyada en kötü şey kadın yaratılmakmış gibi gelir.
Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendinin değil, o yerin istediğine uygun yaşamaya başlardı.
Değil, yalnız etimiz konuşacak. Dudaklar sesleri kesip biçerler. İnsanın et olmayan tek yeri beyni değil mi?
Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu.
Böyle içten yalnız çocuklar gülebilir. Bir de deliler?
Yaptığının bir karşıt gösteriş olduğunu düşünmeden, her sefer önce kendi sigarasını yakar, kibriti onun az yağlı dudaklarına uzatır, duman kaçmasından korkuyormuş gibi kıstığı gözlerine bakardı. Onlarda hep o görmek istediği bakışı görürdü.
Bu iki adam dünyada hoşgörü diye bir şey olmadığını bilmiyorlar. İnsan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.
konuşmam yetmiyormuş gibi düşünmeye de başladım. en kötüsü buydu.çoğu insanlar gibi düşünmeden konuşsaydım kimse bir şey demeyecekti ama ben düşündüğümü söylemeye kalktım.
Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba.Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu..?
Truman Capote
Aliya İzzetbegoviç
Barış Bıçakçı
John Katzenbach
Cassandra Clare
Abdülkadir Geylani
Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi
Nick Hornby
Halide Edib Adıvar
Feridun Andaç