Cinselliğin sözünü ağzımızda ne kadar az sarf edersek düşüncesini kafamızda o kadar büyütmeye hak mı kazanıyoruz?
Çocukta doğa egemendir ve doğa asıl yeni tomurcuk salarken katıksız ve gürbüzdür.
Şu kesin ki, çocuğa kendiğinden bir şey yapmak özgürlüğünü vermemekle onu korkak bir köle durumuna sokuyoruz.
İhtiyarlık gelince olgun yaş ölür gider; gençlik olgun yaşta biter, çocukluk gençlikte, ilk yaş çocuklukta, kaldı ki dün bugün ölmüştür, bugün de yarın ölmüş olacak...
Temelleri olmadan yapılan değişiklikler bir devleti en çok rahatsız eden şeylerdir.
Bir tek parça bozulunca düzeltilebilir. Her şeyin özündeki bozulma ve çürüme eğiliminin bizi ilkelerimizden uzaklaştırmasına da karşı koyabiliriz; ama koca toplumu yeniden kalıba dökmeye, bu kadar büyük bir yapının temellerini değiştirmeye kalkmak, düzeltecek yerde silip süpürmek, ufak tefek kusurları toptan bir kargaşalıkla düzeltmek, hastalıkları ölümle iyi etmek, "devlet değiştirmekten çok yıkmak isteyen" kimselerin işidir
Kim bilmez ki delilik, özgür bir kafanın yiğitçe çıkışları, yüce ve görülmedik bir erdemin ortaya attıklarıyla çok yakın kapı komşusudur.
Doğa insanı özgür ve bağımsız yaratmış, bizse tutup kendimizi birtakım çemberler içine hapsediyoruz.
Bir kürek dosdoğru da olsa, suyun içine girince eğri görünmez mi!
Bizim dünyamız gösteriş üzerine kurulmuştur. İnsanlar kendilerini üfürükle şişirirler ve ancak balonlar gibi sürekli hoplatılırlarsa yukarıda durabilirler.
Mehmet Eroğlu
Yılmaz Özdil
Aldous Huxley
Beyazıt Akman
Kemal Tahir
Kristin Hannah
Mustafa Kemal Atatürk
Necip Fazıl Kısakürek
Bertolt Brecht
Necib Mahfuz