Biri en iyi, en samimi insanların sözlerinden, diğeri de aynı insanların eylemlerinden oluşan art arda iki dünya bulunduğunu düşünmemiz gerekir.
Eylemler böylesine belirsizken, bizzat insanların belirsiz olmaması beklenebilir mi?
Çok entelektüel ve duyarlı kişiler, genellikle iradesizdir, alışkanlığın kölesidir, o anda acı çekmekten korktukları için, sürekli acı çekmeye mahkum olurlar.
Bir insanın bu dünya üzerindeki hayatı bittikten sonra, sırların ifşa edilmesi, aslında hiç kimsenin ölümden sonraki hayata inanmadığını kanıtlamaz mı?
Arzuladığımız bir şeyi elinde tutan kişiye beslediğimiz sevgiyi, o kişi, elinde tuttuğu şeyi sevse de besleriz.Şüphesiz bu durumda, doğrudan ihanete varacak olan bir dostluğa karşı direnmek gerekir.
Bütün vaktini yanlış birtakım küçük tahminlerde bulunmakla geçiren kıskançlığın, gerçeği keşfetmeye gelince ne yoksul bir hayal gücü sergilediği şaşılacak şeydir.
Tecrübe dediğimiz şey, kişiliğimizin bir özelliğinin, kendi nazarımızda açıklık kazanmasından ibarettir.
Bir insanla aramızdaki bağlar sadece zihnimizde mevcuttur.
İnsanoğlu, kendi dışına çıkamayan, başkalarını ancak kendi içinde tanıyabilen ve aksini iddia ettiğinde yalan söyleyen bir yaratıktır.
Olayları arzumuza bağlı olarak değiştiremeyiz, bu sebeple zamanla arzumuz değişir.
Turgut Uyar
Celal Şengör
Mario Vargas Llosa
Simone de Beauvoir
Yunus Emre
Richard Brautigan
Murat Gülsoy
George Orwell
Emrah Serbes
Osman Nuri Topbaş