Oturdular, baktılar ve eşyaları anılarının içine gömdüler. Kapımızın dışındaki toprakları bilmezsek ne yaparız? Geceleyin yatağından kalkıp da anlasan ki., anlasan ki, söğüt ağacı yerinde değil!.. Söğüt ağacı olmadan yaşayabilir misin? Yaa, hayır, yaşayamazsın! Söğüt demek, sen demeksin. Şu döşeğin üzerindeki acılar., o korkunç acılar., işte o acılar sensin.
Beni dinlersen; ne fazla düş kurup kuşlar gibi havalara çık, ne de kötümser ol böcekler gibi yerde sürün...
Güzelliğin temelinde ebediyen çirkinliğin yattığı bir dünyada,oturup etrafı hayranlıkla ve derin düşüncelere dalarak seyretmek daha iyidir.
Tatminsizlik nerede başlar ? Üşümeseniz de titrersiniz.Yemek yeseniz de açlık duyarsınız.Sevilseniz de içinizdeki arzu sizi yeni alanlara götürür.Üstüne üstlük bir de zaman vardır,piç zaman.
Çoğu insan kendilerinden başka bir şeye bakmazlar;yorucu ve sıkıcıdır bu.
İnsanoğlu kendini kurtaracağım derken kendini mahvetti.
Tamamen kendin olmayışının sebebi kendini başka birine tamamen vermemendir belki de.
Sorunların karakteri geliştirdiği söylenemez,çünkü karakteri yok etmeleri de aynı sıklıkta görülür.
Özellikle şunu unutmayınız ki: İnsanın kendisi, bir ülkü uğrunda ıstırap çekmez ve ölmezse korkun, çünkü bu tek nitelik, insanın temelidir ve bu tek nitelik, insanı evrendeki bütün öteki şeylerden ayırır.
mülkiyet sizi sonsuzluğa kadar "ben" olarak dondurmuş ve sonsuzluğa kadar sizi "biz" den ayırmıştır.
Orhan Pamuk
Cemal Granda
Haruki Murakami
Ahmed Arif
Lawrence Durrell
Slavoj Zizek
Aliya İzzetbegoviç
Rıfat Ilgaz
Ercan Kesal
Murat Gülsoy