''Ölüler hayata döner mi..? Kitaplar hayır diyor, gece evet diye haykırıyor... ''
''Ruhunu yitirmiş biri dünyaya sahip olsa ne fayda..? ''
Katil ya da barmen ya da yazar, ne olduğunun önemi yoktu; kaderi hepimizin ortak kaderi, onun sonu benim sonumdu; ve bu gece, pencereleri kararmış bu kentte onun ve benim gibi milyonlarca insan vardı; ölmekte olan çimen yaprakları kadar ayırt edilemez milyonlarca insan. Yaşamak yeterince zor, ölmekse büyük işti...
''Takma kafana, Tek başına yola çıktıysan, Kimse sana hesap soramaz, Yanlış yolda yürüyorsun diyemez...''
...benden nefret ettiğine inanamıyorum, çünkü şimdi bulunduğun yerde nefret yoktur; hâlâ aramızdasın, ama çok da uzaktasın.
Ölüler, ürkünç ölüler! Üzerindeydiler, fırtına gibi iniyorlardı karanlık gökyüzünden; seslenerek, inleyerek, onu yakalamak için yuvarlanıp taklalar atarak...
Yüreğindeki kükremeyi saymazsak ölüydü; duymuyordu, görmüyordu, hissetmiyordu.
Kitaplardan anlamazdı, hayır. Zorluklarla dolu hayatında kitaplara zaman kalmamıştı hiçbir zaman. Ama hayatın dilini ondan çok daha derin okumuştu, sürekli elinin altında bulundurduğu bütün o kitaplara rağmen. Hayata dair konuşacak o kadar çok şeyi vardı ki, taşmak üzereydi.
Hiçbir zaman sadaka vermemişti, çünkü verecek parası yoktu; hem onun ''sadaka''dan anladığı bir somun ekmek vermekti, nereden bulacaktı bir somun ekmeği?
Hiçbir zaman cahillere yol göstermemişti, çünkü kendi cahildi zaten, yoksa o berbat okula gönderilmezdi. Hiçbir zaman karanlığı aydınlatmamıştı, çünkü ne anlama geldiğini çözememişti.
Tom Robbins
Bediüzzaman Said-i Nursi
Ahmet Turgut
Marquis de Sade
Cassandra Clare
Aslı Erdoğan
Simone de Beauvoir
Emile Zola
Albert Einstein
Hüsnü Arkan